Anasayfa POLİS HABER Polis eşinden kocasına çağrı: Özür dilersen boşanırım

Polislik Sınavı, Polislik, Polis Haber, POMEM, PMYO, Komiserlik

28
Mayıs
2017

ne demek nedir kimdir com

Polis eşinden kocasına çağrı: Özür dilersen boşanırım

22 Temmuz sahur operasyonunda ve sonrasında tutuklanan polislerin eşleri, duruşlarını değiştirmiyor. Polis eşleri, "özür dile" çağrılarına cevap verdiler: Özür dilersen boşanırım.

Bugün gazetesinin haberine göre, eşlerinin sonuna kadar arkasında olduklarını söyleyen polis eşleri, arka planda ise büyük aile mağduriyetleri yaşıyor. Bazı aileler yakınlarının yardımlarıyla geçimlerini sağlamaya çalışırken, bazıları ise baskıdan dolayı çocuklarını okuldan almak zorunda kaldı.

Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluk soruşturmasının başladığı 17 Aralık'tan bu yana emniyet ve yargı kurumlarında derin tasfiyeler yaşanıyor. Tasfiyeler sonucu çok sayıda polis açığa alındı, bazıları ise meslekten ihraç edildi. 22 Temmuz 2014 tarihi de 17 Aralık gibi önemliydi. Ramazan ayı bir sahur vakti yolsuzluk soruşturmasını yürüten polislerin evlerine operasyon yapıldı. Gözaltılar 'Rövanş' olarak değerlendirilirken, polislerin ve ailelerinin bu süreçteki duruşları takdirle karşılandı.


‘ÖZÜR DİLERSE EŞİMİ BOŞARIM’
Mahkemelerden bazı emniyet amirleri hakkında 'yeterli delil toplanamadığından tutuklanmasına' şeklinde kararlar çıkması tepki çekti. Gözaltılar sırasında polis ailelerinin tavrı ise dikkat çekiciydi: "Oğullarımız, eşlerimiz haram lokma yemedi."

Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'ın "Özür dilesinler" çağrısına ailelerin cevabı ise çarpıcıydı. Kimi, "Eşim özür dilerse onu boşarım" dedi. Anneler ise "Özür dilerse hakkımı helal etmem" şeklinde tepki gösterdi. Kelepçe takılan polisin ellerini havaya kaldırması, operasyonların simgesi olurken, "Haram lokma yemedim" sözü de yine operasyonların önemli simgelerindendi.

Gerek gözaltılar gerekse tutuklamaların hiçbir somut delille açıklanmadığı polislerin avukatları tarafından deklare edildi. Polis aileleri, medyada hep yukarıdaki sözleri ve eşlerine desteğiyle yer aldı. Oysa arka planda aileler bu süreçte büyük mağduriyetler yaşadı, yaşıyor. İhraç edilen polislerin aileleri hiçbir gelir olmaksızın hayatlarını idame ettirmeye çalışırken, manevi boyutta da önemli sıkıntılar çekiyor. Bazı polislerin çocukları 'mahalle baskısı' nedeniyle okulunu bırakmak zorunda kaldı, kimi aile fertleri de sosyal çevresinden dışlandı. Polis aileleri yaşadıkları bu mağduriyetleri anlattı.

80 bin polis ya yer değiştirdi ya görevden alındı
17 Aralık’ta başlatılan yolsuzluk operasyonlarından bu yana 300’ü aşkın polis için toplam 406 gözaltı kararı verildi. Bazı polisler gözaltına iki kez alınıp iki kez serbest bırakıldı. İstanbul’da yürütülen soruşturmalar kapsamında 42 polis tutuklandı. Türkiye genelinde gerçekleştirilen operasyonlarda 58 polis için tutuklama kararı çıktı.
İlk büyük operasyon 22 Temmuz 2014’te, sahur vakti İstanbul’da gerçekleştirildi. Gözaltına alınan 112 polisten 36’sı için tutuklama kararı çıktı.
17 Aralık 2014 tarihi itibariyle 80 bine yakın polisin ya görev yerleri değiştirildi ya da görevden alındı. Aralarında amir ve müdürlerin de bulunduğu 185 kişi açığa alındı.


Ali Fuat Yılmazer’in kızı Fatma Yılmazer:
AiLELER ÜZERiNDE BASKI KURMAYA BAŞLADILAR

22 Temmuz 2014 tarihinde ve devamında açıkça Türkiye'nin kara lekesi olarak adlandırılabilecek operasyonlara imza atıldı. Kimlere operasyon yaptılar; bu ülkede gerçekten terörle savaşan, derin yapıyla savaşan, yolsuzlukla savaşan dürüst polislere... 6 aydır yapılan bu hukuksuzluk şiddetini artırarak devam ediyor. Babam ve diğer meslektaşlarına yapılan bu hukuksuzluk karşısında onların yılmayacağını, baskı ve korkutma politikasıyla asla babam ve meslektaşlarının doğru olanı yapmaktan geri durmayacağını anladılar.
Bu andan itibaren aileler üzerinde baskı kurmaya başladılar. İlk olarak 22 Temmuz 2014 tarihinde evimizde yapılan arama sonunda el konulan bize ait olan bilgisayarlar ve tablet gerekli bütün işlemlerin tamamlanmış olmasına rağmen tarafımıza teslim edilmedi. Babamın kullanımında bile olmayan bilgisayarlarımızın ve 9 yaşındaki kardeşime ait olan tabletin bu operasyon kapsamında nasıl bir delil niteliği olabilir gerçekten tartışmalı.
Zaten gerekli işlemler yapıldıktan sonra derhal tarafımıza teslim edilmesi gerekiyordu. Şu an aylardır tarafımıza teslim etmeyerek suç işleniyor. Buna ek olarak yaşadığımız en büyük skandal habersiz bir şekilde görüş günümüzde babamın Silivri Cezaevi’ne nakledilmesi oldu. Haftada 10 dakika da olsa babamızın sesini duymamızı engellediler. Bilinçli olarak hukuka aykırı biçimde verilen, biz aileleri yıpratmaya yönelik emirler uygulanıyor.


Ömer Köse’nin eşi Semra Köse:
Ailelerimizin yardımıyla geçiniyoruz
Eşim Ömer Köse meslekten ihraç edildi. Şu anda hiçbir gelirimiz yok. Ailelerimizin desteğiyle geçiniyoruz. Evimiz kira. Ailelerimizde para bitince ne yapacağız. Biz eşlerimizin arkasında dimdik duruyoruz. Bu süreçte mağduriyetlerimiz ise çok fazla gündeme gelmedi.
Birikimlerimizi de avukatlara ve bu tip giderlere harcıyoruz. Eşimin 21 yıllık memuriyet hayatında kimseye muhtaç olmadık, kendi yağımızla kavrulduk. 3 çocuğumuz var ve sosyal çevremizde de sıkıntı oldu. Ama dostumuzu da düşmanımızı da öğrenmiş olduk. İşin bir de güvenlik boyutu var.
Güvende değiliz. Bu zulmün devlet eliyle yapılması bizim içimizi en fazla acıtan şey. Anayasa Mahkemesi bu eziyeti sonlandırmak için daha ne bekliyor.Biz adil yargılama istiyoruz. Hiçbir delil olmadan eşlerimiz tutuklandı. Eşlerimiz içeriden gönülleri fethetmiş olarak çıkacaklar, biz de her zaman onların arkalarında dimdik duracağız.


Yurt Atayün’ün kızı Elif Atayün:
Kardeşimi okuldan almak zorunda kaldık
Kardeşlerimden biri 12 yaşında ve 7. sınıfa gidiyor. Kardeşimi başka okula yazdırmak zorunda kaldık. Nedeni de gördüğü baskılar. 12 yaşındaki çocuğun arkadaşları okul açılmadan sosyal medyadan ‘oh olsun’ diye mesajlar attı.
Diğer kardeşim Almanya’da bir okulda okumaya hak kazanmıştı. Ancak ‘Babam bu haldeyken ben oraya gitmem’ dedi. Bu yüzden okula gidemedi. En küçük kardeşim sürekli ağlıyor, bazen gece durduramıyoruz. Küçücük çocukları görüşme günü saatlerce kapıda beklettiler. Benim bazı arkadaşlarım operasyonlardan sonra telefonlarıma çıkmamaya, benimle görüşmemeye başladı.


Erol Demirhan’ın eşi Nazife Demirhan:
6 aydır başkalarının evlerinde misafiriz
Evimiz Ankara’da. 6 aydır İstanbul’da insanların evinde misafir kalıyoruz. Her hafta ziyaretler var. Yollar büyük sıkıntı oluyor. Eşim ihraç olmadığı için maaşın belli bir kısmını alıyoruz.
Eşlerimiz soğuk koğuşlarda yatarken bize sıcak odalarda yatmak ağır geliyor. Ama hemen her kesimden destek görüyoruz.  Mevzuları anlamayanlar bile bizlere destek vermeye başladı.